En Son Yorumlar

» Nilüfer Örer - Gül D...
qzL şarKı :D :D @ emine
» Hülya Kırbağ - Dört ...
Hayatta dinledigim en anlamlı en güsel şarkıla... @ BeşiktaşTribünTayfa
» Hz. Mevlana - Etme /...
HARİKA..!!! :D :o @ askankam
» Hülya Kırbağ - Dört ...
Bu filmi izlerken ağlamıştım...filim beter şa... @ Murat
» Nilüfer Örer - Gül D...
ben benliğimi şarkılrada yaşarken sen benliğ... @ gorgio
» Arda - Unutma
süper bir şarkı  @ esau
» Hülya Kırbağ - Dört ...
Hariha yani annemlerle dinlioruz cok guzel :D ;) :... @ bilgehan
» Hülya Kırbağ - Dört ...
vallayı korkunç bi eser  @ REMZİ
» Nilüfer Örer - Gül D...
cok güzel sarkı her gün dinlenirmi süper sark®.. @ EREN
» Secret Garden - Noct...
Bünyede hipnoz etkisi yaratıyor. İlginç.  @ Tutsak

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Anketler

Küçükken Ne Olmak İsterdiniz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 9 misafir bağlı

Syndicate


Mona Roza E-posta
Yazar: ..GöLgE..  •  Tarih: Pazartesi, 30 Kasım 2009
 
Mona Roza by ..GöLgE..

" Senin hatıran kadar büyük, yeri karanlık
Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
.. "



Üç şiirin düzenlemesiyle oluşan ve Selçuk Küpçük tarafından başarılı bir fonda okunan nadide çalışma. Alt dizinimize ilham kaynağı olmuştur, hakkını teslim edelim..

" Mona Roza " Şiiri
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller..

Sezai Karakoç

" Ve Mona Roza " Şiiri
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara

Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü
Ve boğazımı sıktı parmaklar ince, uzun
Günahkar toprağıma saçından bir tel düştü
Sana ne olmuş Rosa, bir derde tutulmuşsun
Bir ekmek kadar aziz fikirler böyle pişti
Noel ağaçları ve manolyalar kahrolsun
Bir çevre sağ elimden bulanık suya düştü

Şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa
Her şeyim sizin olsun, hep sizin kesik başlar
Rüyasında örümcek başlarsa ağlamağa
İçine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar
Günahını sırtına yüklenen kaplumbağa
Gibi ölüm önünde öz benliğim yavaşlar
Öyleyse şu şapkayı fırlatayım ırmağa

Bu erkekler kokuyu kediler gibi alır
Ve kediler her gece sürünür yastıklara
Denizleri bahtiyar eden günler kısalır
Satılmayan çiçekler, zehirli ve kapkara
Unutulmuş erkekler ve kadınlara kalır
Bir geyiğin gözleri düşer eriyen kara
Ve erkekler kokuyu kediler gibi alır

Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık
Ve toprağın rüyaya yılan gibi girişi
Sana da Monna Rosa, taş bebeği bıraktık
Ellerinde kılçıklı balıkların bir dişi
Senin hatıran gibi büyük, yeni, karanlık
Senin hatıran kadar Allah ve şeytan işi
Ve yalnızlık, sigara külü kadar yalnızlık

Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim
Ta boğazıma kadar çıkan deli yağmura
Tüyüme horozdan çok itimat edeceğim
İtimat edeceğim şu belalı yağmura
Ruhumu bayrak yapıp ben teslim edeceğim
Asılmış bir adamın iki eli yağmura
Bugün yalnız yağmura tahammül edeceğim

Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni
Ve bir şehir yaratmak, ruhundan Gülce diye
Parçalanan gemiyi ve yırtılan yelkeni
Katıvermek sessizce söylenen bir türküye
Ve sonra bir köşede öldürmek ölmeyeni
Ve son vermek bitmeyen, bu bitmeyen şarkıya
Bir tren ışığına, güneşe çekmek seni

Sana tavuskuşunun içime girdiğini
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum
İçime girdiğini, tüyünü yolduğunu
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum
İçimde tavusların bir bir kaybolduğunu
Bana da bir çift ak kanat kaldığını
Son, en son söz olarak söylemek istiyorum

Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara
Sana doğru uzanan çaresiz ellerimi
Sırrımı söylüyorum vefakar balıklara
Yalnız onlar tutacak bu dünyada yerimi
Koyverip telli pullu saçlarını rüzgara
Bir çocuğun ardına düşen heykellerimi
Peygamber çiçeğinin aydınlığında ara..

Sezai Karakoç

" Gözlerin İstanbul Oluyor Birden " Şiiri
Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden
Martılar konuyor omuzlarıma
Gözlerin İstanbul oluyor birden

Akşamlardan, gecelerden, senden uzağım
Şiirlerim rüzgardır uzak dağlardan esen
Durgun sular gibi azalacağım
Bir gün, birdenbire çıkıp gelmesen

Şarkılarla geleceksin, duygulu, ince
Yalnız gözlerime bak diyeceksin
Ellerim usulca ellerine değince
Kaybolup gideceksin

Bir elim seni çizecek bütün pencerelere
Bir elim seni silecek
Kalbim: Ebemkuşağı; günde bin kere
Senin için yeni baştan can kesilecek

Ne güzel seni bulmak bütün yüzlerde
Sonra seni kaybetmek hemen her yerde
Ne güzel bineceğim vapurları kaçırmak
Yapayalnız kalmak iskelelerde

Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik
Bir güzellik doğuyor yüreğime şiirden
Martılar konuyor omuzlarıma
Gözlerin İstanbul oluyor birden..

Yavuz Bülent Bakiler







Yorumlar # (0)Add Comment

Yorum Yazın
quote
bold
italicize
underline
strike
url
image
quote
quote
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley
Smiley

busy
 
Sonraki >
  Our site is valid XHTML Transitional Our site is valid CSS We use RSS 2.0