 | | Depresyon, en genel anlamda ikiye ayrılıyor: Major ve Kronik Depresyon. Yani geçici ve kalıcı depresyon.
Geçici depresyon; adı üstünde geçicidir. Kalıcı olanı dikkatimi çekti. Şey diyorlar kalıcı için: |
Kalıcı depresyon, günlük normal etkinliklere karşı ilgisizlik, isteksizlik ve işlev bozukluğu şeklinde görülebilir. Tekrarlayabilir ve bazen intihar düşüncesi oluşabilir. Çoğunlukla suçluluk duygusu ağır basmaktadır. Gençlerde ve yaşlılarda görülen depresyon şekilleri daha değişiktir..
Depresyonu kalıcı yapan en önemli kıstas, psikoloji üstadlarının da belirttiği gibi suçluluk duygusu. Vicdan ile başı derde sokar. Konu ile ilgili çağrışımların merkezinde hep aynı sorun vardır. Örneğin ( herzevekil ), kişi bulunduğu zamana hep bir önceki günün iğrenç pişmanlığını hatırlayarak gelmektedir ve işbu zaman öyle ilginç bir fonksiyonla bir sonraki güne bağımlı bir değişkendir ki; kendisini yutan bir değer almadıkça azalarak çoğalması maalesef mümkün değildir. Tam burada devreye giren bir epsilon var, yalnız biraz riskli. Üzerindeki değişkenin üstleneceği değere göre külli depresyon fonksiyonunu girdapa da dönüştürebilir, paradoksa da, hiperbol bir şekilde eski cennetinize de dönebilirsiniz, eksi sonsuz bir gâma da mıhlanabilirsiniz. O değişken, mekândır.
Arkadaşıma da söyledim; değiştir mekânını. Her insan hata yapar. Yüce Yaradan hata yapmamızı hiç istemeseydi, hatayı yaratmazdı. Fıtratımızda var. Diğer yandan, karşı taraftaki insan mükemmeliyetin zirvesinde mi ikamet ediyor? Ne demek " Görüşmemek üzere bye bye. " ? Hata, zaten çok ağır bir kelime. Bu kelimenin mânasına bilinçli dalmak, boyu yutar. Bunu biraz yumuşatmalı. " Yanlışlık " daha cazip. Değişiklik bu gibi durumlarda ilaç gibi gelebilir. Her zaman gelmez tabii. Sorunların peşinden gelmesi gibi bir durumu inkâr etmek doğru olmaz. Yine de bu gibi durumlarda, genelde gidilir.
Yanlışlıklarla ( ben de dahil ) filizlenen ilişkiler; usülden bozulmasa da, bir süre sonra esastan bozulması doğanın da hukukun da kanunudur. Usülen bir zâta, " Senin için ölürüm, sana biterim. Seni çok seviyorum. Seni n'aaparım vb. " cümleler ile yaklaşarak bir sonuç elde etmeye çalışmak birkaç açıdan değerlendirilebilir Mırad'ım. Mesela, olumlu ( natural polly ) bir karşı taraf varsa, " Sanırım beni gerçekten seviyor. " diyebilir. Annesinin gözü bir kişiliğe çatmışsan bir de, " Bedava fan, köle. " yaftası yiyerek el-aleme malamat da olabilirsin. İlki, usülen uygun görülse bile, zamanla azalacak olan ilgiye bağlı olarak gururlarda şiddetli bir hazımsızlık yapar. Sonraları esastan bozdurur kendini ilişki. Çenelerimiz olmayacak duaya amin demekten geveze olmuş. Boşver, kıymeti olmaz, gereksizdir.. İkincisini, daha geniş bir kapsamda değerlendirmek gerekir. Kendi içerisinde bir kaç kola daha ayrılır olay. Bak mesela karşı taraf, hakikaten seni tanımıyordur. Bu yüzden senin narin yapın, hassas ruhun, kırılgan yüreğin o an için ona Yalova Kaymakamı'na hissedilenden farksızdır. Önüne arkasına sağına soluna bakmadan cerh eder onurunu. Melalin, yapına göre belki bir hafta, belki bir ay, belki bir ömür geçmez. O ise, solunumuna, beslenmesine vs. devam eder. Üzerine gitmekte ısrar edersen, günleri şenlenir. İnan daha fazlası olmaz. Çünkü seni tanımıyor, üzerine düşerek tanıtmak istediğin kişiliğin ise onun gözünde ( çok üzgünüm, afedersin ama ) dilenciye dönüşüyor.. Şu da var tabii; sonradan bağlanabilir de sana. Birbinizden kopamazsınız belki. Belki bağlanmış gibi yapıp, seni aldatabilir. En kötüsü de budur. Parçalarını nereden toplarız kimbilir. O yüzden bu işlerde biraz temkinli, biraz sakin, biraz daha duygularına hakim, hafif akışına bırakabilmeli vaziyeti.
Olan olmuş gerçi. Yanlışların bileşkesi tecrübedir. Suçluluk hissediyorsun, pişmansın bir takım şeylerden ama pişman olma. Niçe'nin çerçeveletilesi bir aforizması var. Merhum der ki: " Pişman olsan da yapıyorsun, olmasan da. Öyleyse pişman olma. " Aynı yanlışı defalarca, üstüste de yapabilirsin. Ama bir kere pişman olduğunda bir daha yanlış yapma..
Devam edecek..
|