|
İzlemiş olduğunuz bir filmden beklentiniz tam olarak nedir? Başı mı sonu mu, oyuncular mı yoksa konu mu? Müziği bile olabilir. Öyle ya, soundtrack albümlerin de piyasadaki yerini yadsıyan yok sanırım. Ben bu sorunun cevabını tam olarak bulabilmiş değilim. Bazen müziği hoşa gider, konusu boştur. Bazen senaryo hoştur, oyunculuk vasattır. Yani bir kanıya varmam gerektiğini düşünmemiş olmamdan kaynaklanan bir yanıtsızlık malumunuz, çelişkili ve hiçbir konuda stabil olmayan bir yapıya sahibim. Bu konuda da geçerlidir, bağışlayınız.
Şaşırtıcı ve insanı etkileyen bir sonla biten
hikayelere, çocukluğumda Ömer Seyfettin'le
'Merhaba' demiştim. Bir kaç hikayesini okuduktan sonra anlıyorduk ki;
sonraki
okuyacağınız öyküsü de bilinmez bir sonla noktalanacaktı. Zira bunu bile bile
okumak
ayrı bir zevkti benim için. Türkçe 1 / 2 / 3 vs. ders kitaplarının hikaye
kısımlarını
kitabı henüz kaplamadan yutma sevdama ek olarak okuduğumu anlamaktan çok
özümsemişimdir.
Okuduğum artık benimdir. Eh, içinde bir de grafik, resim vs. varsa, betimleye
betimleye
hayal gücünü yakardım.. Kaşağı mesela. Tüylerim diken diken olmuştu garip
Hasanım ölünce.
Dadaruh kötü çocuk.. Hemen bir benzetme yapıyoruz: Ben Hasan
oluyorum, abim de Dadaruh
tabii. Abim yine yapıyor yaramazlığını, haylazlığını; olan canım yavrum Hasan'a
oluyor.
Sonra Kuşpalazı da gelir, verem de gelir velhasıl abim bizi verem ederdi.
Kurgu güzel
oldu bak, oturuveriyor hemen düzenimize. Ama ben abimi severim herşey bir yana
da. Güzel
maceralarımız oluyordu, özledim bak yine rahat durmadım..
Bu şaşırtıcı sonların hayatımıza bire bir nasıl oturabildiğini düşündüm az önce.
Demek
ki, öykünün ya da konunun bir kaç önemli ayağı yaşadığımız hayat ile örtüşüyor.
Buradan
düz mantık yordamıyla hayatımızın ne kadar şaşırtıcı olduğu kanısına
varabiliyorum. Çok
doğru bir tespit. Hepsini bir anda anlatmaya başlasam infial yaratır, bu yüzden
kısım
kısım zamanı geldikçe sizlere paylaşacağım. Misal vereyim zat-ı alinize: Bugün (
dün )
6. kez izlediğim bir film. Ne kadar şaşırtıcı değil mi? - Bir insan neden aynı
filmi 6
kez izler? + Çok sevdiği için. - Peki ya insan hiç sevdiğinden bıkmaz mı? + Cııı,
yookk
ıı ıhh. + Sen hiç ders almayacak mısın? - Dersimi almışım, ediyorum ezber,
K.Kale
sürmelisi. Delisi.. Joe Black'i 9'ladık, Cuore Sacro'yu da
6'ladık. Ama bence Cuore
Sacro, Joe Black'i geçer bu hızla. Senaryo, kurgu, oyuncular,
yönetmen ( Ferzan Özpetek
) bir bütün olarak son gözdemdir. Bir de itirafta bulunayım: Herşey bir yana,
müzikleri
acıma acı katıyor, pek de güzel ediyor.
-
- Sara. Sara tam 3 saat bekledim seni. Neden gelmedin?
+ Bir yanlışlık var sanırım, ben Sara değilim.
Sanırım ben Giancarlo'yum bu filmde. Her güzelliğe hesap sormaya,
uğradığı ihanetin
bedelini ödetmeye çalışan, kendini yitirmiş, yeyip bitirmiş bir içli ah.
Irene, gerçek.
Benny ise ölüm. Hepsinin bileşkesi hayat. İnsan sanki kendini izlemiş
gibi oluyor bu
İtalyan Oskarları'nı süpürmüş filmde. Derler ya; "Hayatım film şeridi
gibi geçti gözümün
önünden.", aynen öyle..
|