|

Toprak rengi gökyüzlerimizin kenarları. Dibine kadar sonbahar olmalı etraf ki, göremediklerimin izahı.
Aylardan aralık olmalı. Ne sokaklar yanıyor ne de trafik lambaları. İçteki sanki tek seferde içilmiş sek etanol yangını. Bir ahlak polisi şahit olsa yüksek buruk promillerime. Zabıt tutsa, atıp dursa dünyadan, yaşanacak güzel şeylerden ama nefesiyle değil, gözleriyle. Bozmadan bu dibine kadar sonbaharı. Ama bu sırada yağmaz.. Hiç yağmadı..
Sabahları yağar, soğuksa yine yağmaz. Beklediğin bir çağrı / mesaj varsa, yağmaz. Sen bırakıp boşverdiğinde, o boş geçmez, yağar. Dua ettiğinde yağmaz. Sen hiç dikkat etmezsin, farkında bile olmazsın, o yağar..
Dedelerimizin, anneannelerimizin, sevdiklerimizin cenazelerinde yağar. Bir namazlık saltanatlarından önce belediye tahsisi cenaze yıkama araçlarında yıkanıp cebi olmayanlarını giyerler. Hakkı olanlar, artık vazgeçerler. Hava kapalıdır ama yağmaz. Omuzlardan sonra aniden yerin dibine indirilir. Kürek kürek kırmızı atılır aceleyle. Yerdeki için rahmet dilerken, rahmet-i a'lâ tam bu sırada inmeye başlar gökten. Hep birlikte yıkanırız. Elimizden hiçbir şey gelmez, aslında yaşayan ölü insanlarız.
Yedi tane yavrusuyla bir koli içerisindeki kediye yağar. Yedisi de ciyaklar. Aksi gibi kocasının zulmünden kaçan kadına yağar. Sanki sabrettiği her gün aydınlar. Harabe de olsa yağmasa herşeye razı cem-i çatısı akan insanlar. Belli olmaz, belirsiz yağar. Baharda mahsulü olanı eler, yazın sahil kumlarını deler. Çamaşır asıp pazara giden hanımları kızdırır, piknikte yakar top oynayan çocukları küstürür.
Dünyadaki mahşeridir dertsiz kullarının sağanak. Gök gürültülü bir panik havasında deliktir ayakkabılar muhakkak.. İçinden geçenleri paylaşıyor oysa hava kadim bir dost sanki, lakin ne yeri ne de vakti. Sadece var olduğunu bilmemiz yeter yukarılarda bir yerlerde tekdüze dostluklarımız gibi. Fazlası daraltıyor, sıkıyor bedenlerimizi. İhtiyaç duyduğumuz zamanlarda yanımızda olmaz, olmadı hiç. Kendi kendine / derdine düşen bir çocuk gibi, mağrur, ağlamaz. Kabilelerce insan aylarca dans etse de, tüm inananlar ellerini yukarı kaldırıp Yaradan'a bir masumu feda etse de, yağmaz.
Kedere tütüne bir alev kazandırmadan az önce atıştırmaya başlamıştır bile; siz bilmezsiniz, haberiniz olmaz. Çünkü o yağmur kişiye dokunmaz. Gözyaşı torbaları dem'e doyduğu anda bulutlar da nem'e doyar. Sevene acır yağmur. Aşkçıların gözlerinin yaşına bakmaz. Sıkıntılı bir aralık ayı, gece yarısı, bir kaç kedi ve soğuyan banklar. Çok acıklı sahnelerdir bunlar, rastgele oynanamaz..
|